Ara
  • drtanselturan

FONKSİYONEL TIP ESASLARI İLE COVİD-19 DAN KORUNMA REWIEV / KILAVUZ

En son güncellendiği tarih: Nis 17

Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre 31 Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kenti Güney Çin Deniz Ürünleri Şehir Pazarı çalışanlarında kümelenmenin görülmesi ile başlayan ,13 Ocak 2020’de Tayland’da ilk importe vakanın görülmesi ile dünyada yayılmaya başlayan Corona Pandemisi tartışmasız son bir kaç yüzyıl içinde dünyada görülen en büyük felaketlerden birisi. Ne yazık ki felaketin ne kadar büyüyeceğini de henüz bilmiyoruz.



Dünyanın dört bir yanında bilim adamları ; kliniklerde , laboratuvarlarda kendi hayatlarını hiçe sayarak bu virüse karşı insanlığı kurtarmak için var güçleri çalışıyorlar. Her gün bir başka laboratuvardan , bir başka klinikten umut verici haberler geliyor. Eninde sonunda bilim mutlaka bu illeti yenecek. Mutlaka bilim kazanacak , mutlaka insanlık kazanacak.

Yeni tip koronavirüs (COVID-19) konusundaki sorunlardan en başta geleni insanların bu türün antijenik yapısıyla henüz tanışmamış olmalarından kaynaklanmaktadır. Yani bağışıklık sistemimiz koronavirüse hazırlıksız yakalanmıştır diyebiliriz.

Bu hazırlıksızlık ve bilgisizlik sadece bedenlerimiz için değil bilgilerimiz için de geçerli ne yazık ki. Hal böyle olunca çevremizdeki herkes Corona Uzmanı oldu ; her kafadan , her yerden bilimsel veya fantastik Corona bilgileri ve tavsiyeleri geliyor. Bırakın sıradan insanları biz hekimlerin bile kafası bu bilgi kirliliğinden karmakarışık oldu.

Bu karmaşayı en başta kendi kafamda derleyip toparlamak amacıyla Corona Virus Salgını ile mevcut bilgileri derleyip toparlamak istedim. Bu amaçla kaynak sadeleştirerek WHO ( Dünya Sağlık Örgütü ) , TC Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu , IFM (The Institute for Functional Medicine)’in rehber ve yayınlarını referans alarak kendim ve sizin için bir özet oluşturmaya çalıştım.

Temel Bilgiler

Corona Viruslar ; tek zincirli , zarflı RNA viruslarıdır.

Enfeksiyon kaynağının ne olduğu konusu netlik kazanmamıştır. Eldeki veriler Wuhan Deniz Ürünleri Pazarında satılan vahşi hayvanları işaret etmektedir ancak bu henüz net değildir.

Hastalık temel olarak damlacık yoluyla bulaşmaktadır.Yani hasta bireylerden ; öksürme , hapşırma yoluyla ortaya saçılan damlacıklarla ve hastaların kontamine ettiği yüzeylerden temasla bulaşmaktadır.

İnkubasyon (kuluçka) süresi 2-14 gün olup ,bulaştırıcılık süresinin ne olduğu tam olarak bilinmemektedir.

Hastalık çoğunlukla ; ateş , öksürük ve nefes darlığı ile başlamaktadır.

Sosyal temasın kısıtlanması, maske kullanımı , her temas sonrası ellerin yıkanması, kapalı ortamların sıklıkla havalandırılmasıve bağışıklığın güçlendirilmesi alınacak en önemli önlemlerdir.

Gelin O Zaman Bağışıklık Sistemimizi Güçlendirmek İçin Yapabileceklerimize , Almamız Gereken Takviyelere , Besin Önerilerine Göz Atalım Bu Aşamadan Sonra.

İlk Başlığımız ;

Bağışıklık Sistemimi Güçlendirmek ve Ayakta Tutmak İçin Ne Yemeliyim Nasıl Yemeliyim ?

· İşlem Görmemiş ve Doğal Gıdalarla TEMİZ BESLENİN

· İşlenmiş Tüm Endüstriyel Gıdaları Hayatınızdan Çıkarın

· Şeker ve Nişastayı Kesin , Mümkün Değilse Sınırlandırın

· Alkol Alımını Durdurun veya Sınırlandırın

Özellikle Odaklanmanız Gereken Besinler

1. Kaempferol (ıspanak, kabak, dereotu)

2. Quercetin (dereotu, soğan, kekik, acı biber, elma, yeşil yapraklı sebzeler, brokoli)

3. Hesperidin (portakal, limon, greyfurt , mandalina)

4. Oleuropein (zeytin ve zeytin yağı)

5. Catechins ve epicatechin gallate ( yeşil çay)

6. Lauric acid (rafine edilmemiş Hindistan cevizi yağı ve anne sütü!)

Hem anti viral , hem de immun sistemi destekleyen besinler

· Zencefil

· Sarımsak

· Zerdeçal

· Biberiye

· Acı biber

· Kekik

Peki özellikle sporcuların vazgeçilmezi Protein ?

Vücudun ve bağışıklığın yapı taşları proteinlerden elbette vazgeçilemez. Günlük 1gr/kg protein alımı gereklidir .Bağışıklık sistemimiz için en önemli amino asidler taurin, karnosin, anserin ve sığır ve kuzu etinden gelen kreatindir. Bu amino asidler bitki proteinlerinde yeterli miktarlar bulunmaz. Bu nedenle hem bitkisel hem de hayvansal aminoasidleri dengeli almalıyız.

Bağışıklık Sistemimizin Merkezi Bağırsaklarınızı ve Mikrobiyatanızı Güçlendirin

Mikrobiyatanızı iyileştirmek enflamasyonu regule etmek için kritik öneme sahiptir

Bildiğiniz gibi bağışıklık sistemimizin% 60'dan fazlası bağırsaklarımızdadır, bu nedenle bağırsak sağlığına odaklanmak çok önemlidir.

Prebiyotik yiyecekler yiyin. Karnıbahar, brokoli ,lahana, karalahana, enginar, sarımsak, soğan, pırasa, kuşkonmaz, enginar, muz, elma, kakao, keten tohumu ve deniz yosunu gibi

Probiyotik yiyecekler yiyin. Endüstriyel olmayan merada beslenen koyun, inek sütünden yapılmış yoğurt, kefir, ayran , lahana turşusu, kimchi, ev turşusu gibi

Veee yaşam biçiminizi gözden geçirin

· Her ne kadar çoğunluk çalışmıyor veya part time çalışıyor yani bir nevi tatil dönemi geçiriyor gibi olsak da mutlaka vaktinde yatın , vaktinde kalkın . Gece 8 saatlik uyumaya dikkat edin. Eğer uyku problemleri yaşıyorsanız yatma saatinden yarım saat önce alacağınız 3-4 mgr Melatonin , hem uyumanıza hem de bağışıklık sisteminin temel yapısı olan melatonin / seratonin döngüsünün düzenlenmesine yardımcı olacaktır.

· Her gün 30 - 45 dakika hafif ev egzersizleri yapın. Bu konuda dergimizin sayfalarında istediğiniz kadar kaynak , yol ve yöntem bulabilirsiniz

· Yoga , Meditasyon yapın , İbadet edin , GEVŞEYİN…

· İnsanlarla ilişkinizi paylaşımlarınızı sürdürün ( elbette fiziki temasla değil )

· Bir hobi edinin veya uzun süredir uğraşmadığınız bir hobiniz varsa onu yeniden canlandırın.

Peki hangi Vitaminler / Mineraller / Immun Destekler

Bu konu da en fazla bilgi kirliliğinin olduğu konuların başında geliyor. Çünkü eğer vitamin ve mineraller gereksiz yere veya alınması gerekenden fazla dozda alınırsa yarardan çok zararını görmemiz kaçınılmazdır.

· Multivitamin ve mineraller : günde 1 adet

· C Vitamini : 1-2 gram/gün

· D3 Vitamini : 1.000 -4.000 IU / gün

· Çinko : 20 mg/gün

· Quercetin Ascorbate : 250 mg/gün

· Melatonin : 2 gr / gün geceleri yatmadan önce

· Probiyotikler ; günde 2 adet

· N Asetil Sistein 600 mgr / günde 2 kere

· Alfa Lipoik Asid 100 mgr / günde 2 kere

Bitkisel Destekler

· Kurkumin

· Mürver

· Astragalus

· Mantar Extratları ( Reishi , maiitake, shiitake, vb )

SON OLARAK ŞU ANDA UYGULANAN / DENENEN TEDAVİLERE GÖZ ATALIM

· Plaquenil (hydroxychloroquine) or chloroquine (sıtma ilacı) şu anda en çok kullanılan ilaç olup düşük maliyeti kullanımını desteklemektedir. Ancak örneğin aritmi gibi letal yan etkileri göz ardı edilmemelidir. Önerilen doz 10 gün boyunca günde 2 kere 200 mgr kullanılmasıdır . Genellikle azitromisin’le birlikte kullanılmaktadır. Ancak halen klinik etkileri için yeterli kanıt yoktur. Koruyucu tedavi olarak kullanımı anlamlı değildir. Hekim raporu ile kullanılmalıdır.

· Remdesivir Ebola için geliştirilmiş antiviral ilaçtır. Sadece intravenoz kullanılabilir. Sonuçlar şu an için ümit vericidir.Kullanımı ile ilgili çalışmalar devam ediyor

· İyileşmiş Olan Hastaların Plazmalarının Kullanımı Şu sıralar Türkiye’de en popüler olan ve en çok konuşulan tedavilerden birisidir. Yoğun bakım hastalarında kullanılmaktadır. Başarı oranı düşünüldüğü kadar yüksek değildir . Ancak yine de uygun hastalarda kullanılabilir.

· Kök Hücre Tedavisi ; Tedavide yeri yoktur. Deneysel olarak bazı kurumlarda son evre yoğun bakım hastalarında kullanılmaktadır. Şu ana kadar kaydedilmiş veya raporlanmış bir başarı yoktur.

· Sitokin Bloke Edici İlaçlar (tocilizumab, sarilumab,vb ) bu ilaçlar da ölüme yol açan enflamatuar fırtınayı( sitokin fırtınası) azaltmaktadır. ( Sitokinler, COVID-19 ile kontrolden çıkabilen enflamatuar haberci molekülleridir.)

· Interferon B. Küba'da, kontrol dışı enflamatuar yanıtı düzeltebilen bir ilaç geliştirdiler. Daha fazla çalışma verisi gerekiyor, ancak mevcut sonuçlar umut verici görünüyor.

· Türkiye’de dahil olmak üzere bir çok ülkede aşı çalışma ve araştırmaları büyük bir başarı ile sürdürülmektedir. Ancak Aşıların, güvenlik ve etkinlik için insan denemeleri ile ilerlemesi 12 ila 18 ay civarında sürecektir. Virüsün bu süreçte mutasyon geçiriyor olması , başarılı sonuç umudunu riske eden en önemli etken olarak görülüyor.

· Teofilin (bronkodilatör), ARB ilaçları (tansiyon ilaçları), amantadin (anti-viral) ve sodyum bikarbonat (Alka Seltzer ) gibi teorik olarak faydalı bir takım destekleyici tedaviler de denenmektedir. Bu desteklerin temel mantığı virusun hareket mekanızmasını değiştirmeye dayanmaktadır.

· Yüksek doz intravenöz C vitamini Wuhan'da, doktorlar hasta olanlar ve hastanede yatanhastalar için yüksek doz intravenöz C vitamini kullandılar. Semptomları hafif olanlar için 50-100 mg / kg / gün ve şiddetli olanlar için 100-200 mg / kg / gün verilmiştir. Bugün başta ABD olmak üzere bir çok ülkede Yüksek Doz C Vitamini kullanılmaktadır.Tedavi edici olmaktan çok tedaviyi destekleyici ve bağışıklığı artırarak hastalığa yakalanmamızı önleyen bir tedavidir.

· Ozon tedavisi. Bu tedavi birçok kişi tarafından bilinmeyebilir, ancak bir çok ülkede enfeksiyonlar için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bilinen en güçlü dezenfektandır ve intravenöz, rektal veya nazal olarak verilebilir. Ayrıca vücuttaki bağışıklık fonksiyonunu ve antioksidan sistemlerini geliştirmeye yardımcı olur. Küba’da , Çin’de gerek koruma amaçlı , gerek yatarak tedavi olanlarda ve gerekse yoğun bakım hastalarında kullanılmış ve %100’e yakın tedavi başarısı kazanılmıştır. İtalya ve İspanya’da , COVID-19 için intravenöz ozon tedavilerini onaylamış ve yaygın olarak hastanede yatan hastalarda kullanılmaya başlamıştır. Henüz tatmin edici sayıda sonuç olmasa da mevcut veriler son derece tatmin edicidir.Viruslerin proteinlerini bozarak ve zarflarını parçalayarak virüsü öldürerek tedaviyi sağlamaktadır.Tek başına kullanılması ile ilgili veriler yeterli olmasa da en iyi tedavi destekleyici ve bağıklığı güçlendirerek hastalığa yakalanmamızı engelleyici unsur olarak görülmektedir.

SON SÖZ

Dünya tarihinde hiç bir salgın kalıcı olmamış , bilim er yada geç savaşı kazanmıştır. Bu nedenle panik olmadan, kulaktan dolma veya provakatif bilgilere kapılmadan süreci geçirmek çok önemli. Size düşen en önemli şey ; bağışıklığınızı güçlendirmek, sakin olmak , evde kalmak ve bilimin sesinden başka hiç bir sese kulak vermemek olacaktır.

KAYNAKLAR

561 görüntüleme

© 2023  Proudly created by Reborn Clinics

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • LinkedIn Social Icon